Norveç Yollarında İki Doğa Tutkunu

Norveç Yollarında İki Doğa Tutkunu

Geçtiğimiz 4 sene Hollanda-Türkiye arası yaptığımız araba yolculuklarımız süresince, Avrupa’nın en müthiş doğa güzellikleriyle dolu yol rotaları neresidir diye sorsalar, aklıma ilk gelen yerler Makedonya, Slovenya ve İsviçre olurdu. Ancak şimdi, listemde Norveç en üst sıraya geçti. Metrekareye çok az insanın düştüğü bu ülkede yollar; fiyortlar, göller, çağlayanlar, şelaleler, nehirler ve kilometrelerce uzanan ormanların arasından kıvrılarak ilerliyor. Hollanda’da 18,5 milyon insan yaşarken, yüzölçümü olarak çok daha büyük olan Norveç’in nüfusu yalnızca yaklaşık 5,6 milyon. Bu yüzden belki de vahşi doğa burada daha çok hissediliyor. Yolculuk boyunca, burası göl mü, nehir mi yoksa deniz mi dedirten, suyun hiç eksik olmadığı manzaralardan gözlerimizi alamıyoruz.  

Hollanda’dan Norveç’e 3 haftalık seyahatimizde toplam 4000 km’ye yakın yol yaptık. Haziran ayında henüz sezon tam olarak başlamadığı için yollarda çok fazla trafik ve karavan yok. Bu da rotayı daha da doğal ve huzurlu hale getiriyor. Yollar, özellikle fiyortların ve göllerin çevresinde genellikle dar ve virajlı olduğu için ortalama hız limiti genelde 80 km/s civarında. Ancak manzaralar öylesine güzel ki zaten daha hızlı gitmek istemiyorsunuz. Haritada kısa görünen mesafeler saatler sürse de, her virajın arkasında yeni bir manzara bizi bekliyor. Hava özellikle ilk haftalar neredeyse sürekli yağmurlu ama ilginç bir şekilde bu, Norveç’e çok yakışıyor. Yağmurla birlikte çağıldayan şelaleler, coşkun nehirler ve sislerin arasından kendini gösteren karlı dağlar nefes kesiyor.

Almanya ve Danimarka’dan Norveç’e geçiş ve Nordik evler…

Hollanda’dan başladığımız yolculuğumuzun ilk iki gününü Almanya ve Danimarka’nın kırsal bölgelerinde geçirdik. Harika çiftlik evlerinde konakladık. Zira seyahatimizin en keyifli taraflarından bazıları da, bu Airbnb deneyimleriydi. Çoğu zaman ev sahiplerinin kendi evlerinde veya evlerinin bir bölümünde kaldık, hatta bazı ev sahipleriyle tanışma ve sohbet etme olanağı bulduk. Onların yaşam tarzlarını, kültürlerini deneyimlemek bu seyahate daha da anlam kattı. O sade ama zevkli Nordik dekorasyonlarıyla doğayla adeta bütünleşmiş evleri ve günlük yaşamın içinden detayları gözlemledik. Bir ülkenin kültürünü ve yaşam tarzını tanımanın en güzel yollarından biri bu olsa gerek. Tüm seyahatimiz boyunca tam 10 evde kaldık. Bazı koylarda veya ormanın derinliklerinde rastladığımız bakımlı evler ve bahçeler, sanki doğanın içinde gizlenmiş küçük masal alemleri gibiydiler.

Danimarka’yı güneyden kuzeye boydan boya geçip arabalı feribota bineceğimiz Hirstshals’a giderken yol boyunca, ülkenin birçok yerinde satış amacıyla yetiştirilen çam ağacı çiftlikleri dikkatimizi çekiyor. Kristansand şehrine, yaklaşık dört saat süren bir feribot yolculuğuyla vardık. Norveç’de ilk durağımız, güney batı kıyısındaki Stavanger şehrine yakın yüzlerce adadan biri olan Talgje Adası idi. Burada kaldığımız ev eski ama pırıl pırıl. Ev sahiplerinin ve aile büyüklerinin fotoğrafları duvarları süslüyor. Bir zamanlar beş çocuklu bir ailenin yaşadığı bu evin kendine has bir enerjisi var. Kapıları kilitleme ihtiyacı bile hissetmeyecek kadar güvenli, sakin sessiz, huzurlu bir ada burası. Yakınlarda 24 saat açık küçük sebze meyve satış noktaları var ve kapıları hep açık. Domates, çilek ve yerel ürünlerden almak isteyen ada sakinleri, kutuya nakit para bırakıp istediklerini alabiliyor. 

Bergen ve Fiyortlarla tanışma

Norveç’in ünlü turistik şehri Bergen çevresinde yaptığımız tekneyle fiyort turu  sırasında karşılıklı yükselen dev kayalıklar, şelaleler ve küçük yerleşimler çok etkileyici. Bergen’deki teleferik yolculuğu ise bizi zirveye ulaştığımızda 360 derecelik muhteşem bir şehir ve doğa manzarasıyla buluşturuyor. Özellikle buradaki yürüyüş parkurları, yağmurlardan da dolayı zaman zaman oldukça zorlayıcı, ama manzaralar tüm yorgunluğa değiyor. Bergen’de kadığımız şehir ve deniz manzaralı balkonlu airbnb evimiz ise bize en çok keyif veren yerlerden biri oldu.

En beğendiğimiz şehir Alesund

Bergen’in kuzeyindeki Ålesund, Modern Art Nouveau mimarisiyle adeta bir açık hava müzesi gibi. Kaldığımız mahallede 1904 yangınından kurtulan beş evden birinde konakladık; elbette harika şekilde restore edilmiş haliyle. Evin hemen arkasından başlayan 418 basamaklı merdiveni çıkarak Aksla Tepesi’ne ulaştık. Buradaki tüm şehir ve doğa yürüyüşlerimiz çok keyifliydi. Ayrıca burada, özellikle kurutulmuş Morina balığı (Cod Bacalhau) ile ünlü gurme restoranlar ve Nordik dekorasyonlu keyifli kafeler de bulduk.

Alesund’dan sonra güneye doğru yol aldık ve 3 gece kaldığımız konforlu bir göl evinde, her gün sıcacık sobamızı yakarak yağmurun sesini dinledik, sisli göl ve orman manzaralarının tadını çıkarttık.

Flam, Loen, Odda ve Hardanger Bölgesi

Bergen’den sonra Flåm bölgesi, seyahatin en yoğun bölgelerinden biri. Havanın da ısınmasıyla, muhteşem doğanın tadını çıkarmak isteyen turistler ve karavancılar nedeniyle zaman zaman trafikle karşılaştık. Özellikle Loen, helikopter turları, kano, kamp, balık tutmak, trekking ve teleferik hatları ile tam bir doğa aktiviteleri merkezi.

Elmalarıyla ünlü, koruma altındaki Hardanger bölgesinde bize yol boyunca, bir tarafta derin masmavi fiyort manzaraları, diğer tarafta kilometrelerce uzanan elma bahçeleri ve arkada yükselen karlı dağlar eşlik etti. Yol kenarlarında ev yapımı elma suyu ve ‘Apple Cider ‘ (Elma Sideri veya Elma Şırası) satıldığını görmek çok hoştu.

Bu bölgede kaldığımız elma bahçesi ve deniz manzaralı sevimli B&B’ın ismi “Bed & Waffle” idi ve odalarda waffle makinesi bulunuyordu. Sabah girişteki sepete bıraktıkları waffle karışımı ve ev yapımı böğürtlen reçelini afiyetle yedikten sonra Odda’ya doğru yolumuza devam ettik.

Norveç’de doğal hayat ve doğa yürüyüşleri

Odda’da kaldığımız 4 gün boyunca birçok doğa yürüyüşü ve trekking yaptık. Bunlar arasında Bondhusvatnet Buzul gölü en etkileyicisi ve Buer vadisi buzulu ise en zorlayıcı yürüyüşlerdendi.

Odda-Kristiansand dönüş yolunda ise, yaklaşık 2.000 metre rakıma ulaşan göllerle dolu çok büyüleyici manzaralarla dolu dağlık bölgelerden geçtik.

Norveç ve Danimarka’da vahşi hayat tabiki çok zengin. Yürüyüşlerimiz sırasında, Alice Harikalar Diyarı’ndan fırlamışcasına patikanın ucunda bize bakan hayatımızda gördüğümüz en büyük yabani tavşanıyla, yüksek otlar arasında bolca bulunan çayır yılanlarıyla ve Danimarka’nın durgun iç denizinde oynaşan yunuslarla karşılaştık. Norveç’de kurutulmuş geyik eti ve balina eti yemek çok popüler ve gelenekselmiş. Geyikler çoğalırsa doğaya zarar veriyormuş, bunu kontrol altında tutmak için kontrollü geyik avı yasalmış. Ancak soyu tükenen balina etini hala neden tükettiklerini anlamış değilim.

Feribotlar, köprüler, tüneller

Norveç’in köprü, tünel ve feribot sistemini gördükçe hayran kalmamak mümkün değil. Suların üstünden, altından ve dağların içinden geçerek adaları ve yerleşim yerlerini birbirine bağlayan altyapı inanılmaz etkileyici. Feribotlar, aynı tüneller gibi Norveç’de yol ağının önemli bir parçası. Hatta bazen sanki yolun devamıymış gibi, tam tünel biter bitmez karşımıza bir feribot iskelesi çıkıveriyor. Norveç’te fiyortları geçmek için yaklaşık 180 feribot hattı bulunuyor. Biz de yolculuğumuz boyunca bunların 9-10 tanesini kullandık. En uzun feribot geçişimiz 30 dakikayı geçmedi. Feribotların içine her girdiğimizde bizi aynı koku karşılıyordu: taze pişmiş Svele (Norveç pankeki) ve tabiki her daim her yerde bulabileceğiniz geyik etinden sosisler! Norveç feribotlarının hafızamda kalan kokusu kesinlikle bunlar olacak.

Norveç’te deneyimlediğimiz en etkileyici yapılardan biri de deniz altı tünelleriydi. Adaları birbirine bağlayan bu tüneller sayesinde bir anda kendinizi yüzlerce metre suyun altında buluyorsunuz. Bu tünellerin içinde dönel kavşaklarla bile karşılaşmak mümkün. Norveç’in en büyük fiyortlardan olan Sognefjord’ü geçerken yolculuğun en ilginç deneyimlerinden birini yaşadık. Tam 24,5 kilometre uzunluğundaki, dünyanın şu anda en uzun denizaltı tüneli olan Laerdal Tüneli’nden geçtik.  Yaklaşık 20 dakika süren bu kadar uzun bir tünelde insanın sıkılması kaçınılmaz gibi görünse de Norveçliler bunu da düşünmüş. Tünelin içinde her 6 kilometrede bir mavi-mor ışıklarla aydınlatılmış, mağara atmosferi yaratılmış bölümler bulunuyor. Bunlar, klostrofobi ve bitkinliği engellemek için yapılmış. 

Tüm bu geçişler, 1 ay öncesinden ayarladığımız ve posta ile eve gelen, AutoPASS sistemi üzerinden otomatik olarak tahsil ediliyor. Nakit ödeme ya da gişe aramak gibi bir derdiniz olmuyor.

Vikingler, Troller ve Efsaneler

Norveç’te tarih ve doğa iç içe geçmiş durumda. Belli bölgelerde Vikinglerin tarihini anlatan ve onların denize açıldığı ya da sığındıkları koyları görmek etkileyiciydi. Ülkenin birçok yerinde Viking hikâyelerine ve Trol efsanelerine rastlamak mümkün. Yerel anlatılara göre, bazı kayalar normalde sadece karanlık mağaralarda yaşayan, ancak güneşi görünce taşa dönüşen trolleri temsil ediyor. Zira hediyelik dükkanlar troll ve viking biblolarıyla dolup taşıyor.

Yemekler

Özellikle küçük yerleşim bölgelerinde restoran ve kafe kültürü pek de gelişmemiş olan Norveç’in market zincirleri seyahatimizin kurtarıcıları oldu. Rema 1000, Kiwi ve Coop marketleri sayesinde restoran bulamadığımız zamanlarda evde yemeğimizi yapabilmek için ihtiyaçlarımızı kolayca karşıladık. Büyük şehirlerdeki restoranlarda, yemek ve içki fiyatları oldukça yüksek olsa da market fiyatları pahalı değil.

Somon ve çeşitli orman meyveleri dışında denediğimiz yerel lezzetler arasında balık köftesi, Bergen balık çorbası, morina balığı (cod fish), svele ve sosisler vardı.

Yaşam ve İlginç detaylar:

  • Yaz aylarında kuzeye çıktıkça günler belirgin şekilde uzuyor. Hatta geceleri tam anlamıyla karanlık olmuyor; sürekli bir alacakaranlık hâli var.
  • Her yerden pembeli morlu ‘Rhododendron’ çiçekleri (Türkiye’de bilinen adıyla Orman Gülü veya Komar) fışkırıyor. 
  • Benzin hiç beklemediğimiz kadar ucuz.
  • Kahve kültürü olarak hazır kahvenin ağırlıklı olmasına şaşırdık (Nescafe gibi)
  • Üç haftalık seyahat boyunca neredeyse hiç nakit para (Para birimi Norveç kronu) kullanmadık. Kredi kartı veya debit kartı her yerde geçiyor.
  • Özellikle kasaba ve köylerdeki kırmızı, beyaz ve sarı tonlarındaki evler, Norveç bayrağının renklerinden esinlenilmiş gibi.  Bu renkler geçmişte ailelerin maddi durumunu, statü, meslek ve sosyal sınıfını gösterirmiş.

Kristiansand’den Danimarka’ya geçiş ve eve dönüş

Güneydeki liman şehri Kristiansand, beklentimizin üzerinde çıkan güzel şehirlerden biri oldu. Isınan hava ile insanların doluştuğu restoran ve kafe seçenekleriyle bizi şaşırttı. Son 2 gecemizi ise, Danimarka’nın güney doğusundaki yine çok keyif aldığımız güzel bir sahil kenti olan Sanderburg’da geçirip, Hollanda’da evimize geri döndük.

Hani bazı resim ya da kartpostallarda görürüz; arkada karlı dağlar, ön planda çam ağaçları, hemen yanında taşlarla çevrili bir nehir, çağlayanlar ya da tamamen durgun büyüleyici bir göl… İşte biz günlerce tam olarak o manzaraların içindeydik. Bizim için, o eşsiz sükunet duygusu ve vahşi doğanın güzelliğinin ölçeği bir resme veya kartpostala sığmayacak kadar büyük ve etkileyiciydi.

Fotoğraflar: Burak-Beste Dolanay